• Uye Girisi | Uye Ol |
Sarıçicek Yaylası
Madde No :3259

Osmanlılar Döneminde Dağili nahiyesi sınırlarında bulunan Sarıçiçek, günümüzdeki özelliğini eskiden beri devam ettiren, ekonomik değeri bulunan bir arazi parçasıdır. Arapgir, Arguvan, Divriği, Kemaliye ilçeleriyle çevrelenerek ...

03/03/2012 23:01:00
 

Osmanlılar Döneminde Dağili nahiyesi sınırlarında bulunan Sarıçiçek, günümüzdeki özelliğini eskiden beri devam ettiren, ekonomik değeri bulunan bir arazi parçasıdır. Arapgir, Arguvan, Divriği, Kemaliye ilçeleriyle çevrelenerek Malatya, Erzincan ve Sivas illerinin sınırlarını da belirler. Dağili; Kuyruksallamaz’ın güney ve güneybatısında, etrafı dağlarla çevrili ortada derin vadiler, tepeler, dereler, Kozluk Çayı, Kayaarası, Karababa Dağı, Arguvan (Şotik-Çobandere) sınırlarıyla Eğerli Dağı’nı da kapsayan ismine uygun, dağlık alandır.

Eğerli Dağı, nahiyenin batı sınırlarını çizer. Seyrek meşe, su kenarlarında söğüt, kavak, çınar, meyve ağaçları Çiğnir köyünden başlayarak Arapgir-Divriği yolu vadisiyle Şağıluşağı köyüne kadar yer almaktadır. Bunun yanı sıra arazinin üst kısımları ağaç bakımından zayıftır.

Arapgir’in kuzeyinin arazi yapısı, üstü çok geniş dalgalı ve yanları diktir. Mezozoik kalkerlerden oluşmuştur. Doğru bir sırtla Eğerli Dağı’nı (2275 m) geçtikten sonra Divriği’yi Arapgir’e bağlayan yola geçit veren Mamahar Gediği (Mamı’nın Mezarı)'ne kadar devam eder.

Eğerli Dağı, Yama Dağlarının bir koludur. Yama Dağları, çok geniş bir sıradağdır. Güneyinde Yoncalı (Arguvan) Deresi vadisine, kuzeyinde Uzunyazı’ya doğru yüksek ve geniş kollar uzanır ve her ikisi alanı doldurur. Yer yer görülen sivri tepelerin arasında geniş dalgalı satıhlar serilidir. Yayla üzerinde vadiler derin değildir. Sert şekiller ancak Yoncalı Deresi’ne doğru inen vadilerin aşağı kısımlarında başlar. Hemen hemen her tarafı, kalın bir toprak tabakası örtmüştür. Yalnız bazı derelerin yamaçlarında meşe korulukları görünürse de bütün yaylanın üzeri çıplaktır. Buna rağmen bu kalın topraklı yaylada kuvvetli ot olur.

Otu ve suyu bol olan bu yaylaya çevre il ve ilçeler ile köylerden her yaz yaylacı aşiretler gelir. Baharla beraber Şavaklı, Sinanlı, Parçikanlı, Bacalı, Atmalı, Direjanlı, Zeyveli, Keleçorlu, Vijan, Rişvan kökenli aşiretler eylül ayına kadar konaklamaktadırlar. Binlerce koyundan oluşan sürülerden elde edilen süt, peynir hâline getirilip yaylada işlenerek tulum peyniri hâlinde tüccarlar aracılığıyla büyük şehirlere arz edilir. Yaylanın yaşam şartları iklim ve sosyal anlamda güçlüklerle doludur. Günün hemen hemen her anı meşguliyetle geçmektedir. Taşınma, yerleşme, yaylanın taksimi, hayvanların nakli hususlarında yayla sakinlerinin bilinen meseleleri zorluklarını oluştursa da yayla havasının insan nezdindeki müspet tesiri, manzara itibarıyla da dinlendirici vasfı olumsuzlukları bertaraf etmektedir.

Sarıçiçek Yaylası, küçükbaş hayvancılığın yanı sıra önemli gelir kaynağı arsında sayılan arıcılıkta da bal üretimine uygun sahaları ihtiva eder. İsminin Sarıçiçek olması çiçek yoğunluğunu ifade eder. Sarıçiçek'te istihsal edilen toprak, fennî kovan ballarının muhteviyatı kalite yönünden yüksektir. Kendine has aromasıyla petek veya süzme hâliyle hizmete sunulur.

Mamahar Gediği, Divriği’yi Arapgir’e bağlayan kestirme yola geçit veren yerdir. Buradan ötede arazi birdenbire geniş bir yayla durumu alır. Ortalama yüksekliği 1500-1700 metre arasında değişen arazi dalgalı bir haldedir. Üzerinde akan sular çoğu yerde az derin, kenarlarda, özellikle Şotik Deresi’ne doğru gayet derin, sert şekilli vadiler oymuştur; bu derenin Deveboynu adı verilen kenarları bazen 1000 metre derinliğini bulur, dar ve pek diktir. Her ne kadar şekiller sert olmakla beraber, burası da ot ve su bakımından Yama Yaylası’nı andırır. Bu yaylanın sütü, yoğurdu ve bilhassa tereyağı nefasetiyle, pek hoş rayihasıyla meşhurdur. Şotik Deresi’yle diğer taraftan Kemaliye arasını doldurmuş olan bu yüksek ve dalgalı arazilere Sarıçiçek Yaylası denir.

Sarıçiçek Yaylası’nın, birisi doğusunda, diğeri kuzeyinde olmak üzere iki dağ hattı kabarır. Doğuya uzanan dağ hattı, Kemaliye’yi Arapgir’e bağlayan Dutbeli’ne (1300 m yüksekliğinde) doğru tedricen alçalır ve incelir, Fırat Vadisi ile Aşutka Ovası arasında âdeta çok ince bir sırt hâlini alır. Lakin buradan sonra, Fırat dirseği içerisine doğru gitgide genişler, yükselir ve bu dirseğin içerisini dolduran geniş bir dağ kütlesini teşkil eder. Buna Çatalkaşan Dağı (1850 m) denir. Güney ciheti yayvan, kuzeyi pek diktir ve bu keskinlik hatta karşı karşıya iki zirveyi taşıyan sırttan itibaren başlar. Çıplak, suyu ve otu az bir dağdır. Tepesinde küçük bir göl, doğu dibinde ve Fırat’a yakın bir mevkide bir ılıca vardır.

Sıradağın diğeri de Kemaliye arkasına ve oradan Fırat’a doğru uzanan Eğinçalı’dır. Çetin, arızalı ve kuru bir dağdır. Yalnız kalkerin içine sızan sular, dibinde, Kemaliye’de büyük voklüz kaynakları hâlinde çıkar. Bu dağın batısında, Divriği istikametindeki arazi arızalıdır, ziraate yarar düz ova yoktur. Birkaç köy arpa ve buğday ziraatiyle, diğerleri keçi beslemekle geçinir. Bu arada az da olsa koyun, sığır, katır ve at da vardır. Bu dağın hemen batı taraflarında meşe, ardıç, hatta Gamhu köyüne yakın bir mevkide çam dahi görülür.

 

Cumali LEVENT
Facebook'ta Paylas
 
KAYNAK
1 - Hüseyin SARAÇOĞLU, Doğu Anadolu,Cilt I., Maarif Basımevi, İstanbul, 1956, sayfa, 146, 147.
Bu haber toplam 13248 defa okunmustur
Bu yazıyı oyla
0